Ahval ve Mini Kameramla Konya Manzaraları

 AHVAL

Uzunca bir süredir beni yazmaya teşvik eden bir ruh halinde değilim. Üzerime lanet çökmüş gibi hissediyorum ama bugün sonunda uzun zamandır devam eden bu laneti Pirandello'nun "Biri, Hiçbiri, Binlercesi" romanını okumaya başlayarak biraz biraz yırttım. Bırakınız yazmayı, okumak bile öyle bir zulüm gibiydi ki bir sayfa bile bitireceğime inanmıyordum. Şu an kitabı yarıladığım için mutluyum. O yüzden şu an yazabileceğime olan inancım da geri gelmiş bulundu ve ben o yüzden buradan yazmaya başlıyorum. 

Yazmayı düşündüğüm hikâye fikirlerini bir kenara yazdım hemen romanı okurken. Hatta iki hikâye fikri bile getirdi roman bana. Kendimi işe yaramaz hissediyordum aslında ama açılmayı beklediğimi anladım. Okudukça da açılıyorum demek ki. 

(Fotoğrafı yapay zekaya yaptırdım, şov yapıyor)

BHB, bana Yeraltından Notlar okuyormuş gibi hissettirdi. Tabii zamanında okurken Yeraltı adamını yadırgamadan sevmiştim ama BHB'nin adamına iğrenerek bakıyorum. Oysa kendisi alaycı bir gülümsemeyle okuyacağımı bekliyormuş. Üzgünüm Pirandello. Kitabı henüz yarıladığım için üzerine fazla konuşmayacağım ama kendisi daha çok oyun yazarı olduğu için roman okurken tiyatro izliyormuşsunuz da o tiyatroda karakterin monologlarını dinliyormuşsunuz gibi geliyor. Sevdim. Birkaç not da aldım ama konu roman olmadığı için uzatmayacağım.

MİNİ KAMERAMLA KONYA MANZARALARI

Gelgelelim başlığın ikinci kısmına, mini kamerama. Sağ olsun Tefrikablog büyük sınavını geçmesinin mutluluğuyla bana bir hediye aldı. Aslında tam tersi olmalıydı ama neyse ben de ona döner ısmarladım diyelim ehehe. 

Yıllar önce Tefrikablog, benim kamera hayranlığımı bilmesine rağmen 4 yaşındaki kuzenimize hediye olarak çocuk kamerası almıştı, pembesinden. Üzerinden üç dört yıl geçmiş olmalı. Ama üç dört yıldır her hatırladığımda bana değil de başkasına aldığını yüzüne vura vura nasıl bezdirdiysem sonunda bana da kamera almaya karar vermiş. (Çok erken oldu yaa) Tabii normal kamera hediye almak her yiğidin harcı değil, en azından olsun da minik olsun diyerek (yalan, büyük sevinç içindeyim) kabul ettim. 

Karşınızda: Duosi TRM-CMR35 Mini Kamera

Kahve tonlarında takıldığım için tabii ki renkleri arasından kahveyi seçtim. 

Minik ve eğlenceli. Tabii ki telefon kamerası veya normal kameralar kadar kaliteli değil, 2009'daymışsınız gibi çekimler ama nostaljik olduğu için sevimli. Konya'da gezerken karşılaştırmak  için hem kamerayla hem de telefonla aynı fotoğrafları çektim. Buraya da ekleyeceğim. 

Video da çekiyor. Beş efekti var. Zamanında annemin tuşlu samsung telefonunda da bulunan efektler. Olmasına en çok şaşırdığım özelliği ise flaşının olması. Keşfederken nasıl eğlendim. Busu da varmış diye diye otuz iki diş sırıtarak ahaha. Çekilen fotoğraf ve videoları görebiliyorsunuz ve videoları oynata da biliyorsunuz. Tabii küçücük olduğu için pek bir şey görünmüyor ama bu kadar minik bir şeyden bu performansları görmek şaşırtıyor. 

SD kart kullanmak gerekiyor tabii ki ve bilgisayarda videolar açılmayabiliyor. Çünkü video sürümü çok eski kalitede olduğu için yeni bilgisayarlar bu kalitesizliği kaldıramıyor ahah. Telefonuma gönderip açabiliyorum yalnızca. Ya da uygulama indirmek gerekiyor videoları açmak için. 

Şimdi, fotoğrafları da ekleyerek bitirmiş olayım. Hangisinin telefonla, hangisinin kamerayla çekildiğini anlarsınız tabii ki ama yine de söylemiş olayım; ilk fotoğraflar telefon kamerasıyla çekilenler, ikincisi ise mini kamerayla.

(Güller açıyor gül fidanında/Başka ne açacaktı yani?)

(Aziziye)

(Sille Baraj Parkı)

(Hükümet tramvay durağı)

(Kapu Camii)

(Konya Stadyumu- Çift Başlı Kartal)

(Konya Stadyumu)

🐏Ha, bu arada, kurban bayramınız mübarek olsun. 🐏




Yorumlar

  1. İkili fotoğraflar çok güzel olmuş. Kalite farkı pek yok. Ben daha napiiim 💅🏻😂 iyi bayramlar🍬🐏

    YanıtlaSil
  2. doğa fotilerini sevdim :) kamera ne şirinmiş :) not aldım bakayım şu şirin şeysiye :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder