TEKFUR SARAYI
PORPHYROGENİTUS
İki yıldır gitmeye niyetli olduğum Tekfur Sarayı'na Konya'dan dönünce sonunda gitmiş bulundum. Merkezî yolların biraz dışında kaldığından hep erteliyordum. Gitmek için en uygun havada (!) gittiğim için müzede görevli arkeolog amcamız "Niye böyle güzel bir havada geldiniz?" diye sormadı değil:
Girince şu şekil avluya giriliyor ilk:
Biz girdiğimizde avluda kimse yoktu. Zaten müzede geçirdiğimiz iki saatte biri Çinli, biri Japon, biri Avrupalı, ikisi de yerli beş grup gördük. Toplam on beş kişi falandı. Müzeye gelmeden önce arkadaşıma "İstanbul aslında kalabalık değil, sadece herkes bir yere yoğunlaştığı için merkez kalabalık." demiştim. Tam anlamıyla sözün görünür hâli oldu. Düşünün, Bizans'tan kalma tek saray, şehrin en eski yapılarından biri ama ziyaretçisi tek tük. Böyle kalsa da sakinliğini korusa mı yoksa sosyal mecrada yayılıp akına uğrasa mı bilemedim.
Tam olarak bahsettiğim kısımlar yukarıdaki fotoğrafta görünüyor. Daha geride kalan kısımda da aslında bir yapı varmış saraya dahil olan ama o yıkılmış. Elde sadece harap kalmış bir duvarı var. Sol taraf bahçeye bakıyor. Bahçesinde banklar var, hava güzel olsa oturup orada sohbet etmek gerekirdi. Bahçeden sarayın ve saraydan bahçenin görünümü şu şekildi:
Bahçeden avluya girerken kapının eşiğinde sol tarafta mermerden bir taş fark ettik. Üstünde biraz silinmiş haç vardı. Hemen fotoğrafını çekip chatgbt abiye attık. Sağ olsun taşı bize tanıttı. Yapıyı kötülüklerden korumak ve kutsamak için Bizans yapılarında genellikle kapı, köşe taşı ve eşiklerde sıkça kullanılıyormuş daire içinde haç. Biz pusula olma ihtimali vermiştik, chat de pusula gülü olacağını ikinci ihtimal olarak verdi.
İçinde sergilenen bazı şeyler var. Seramik için ocak olarak kullanılmış Osmanlı döneminde saray, yapılan seramikler falan sergileniyordu. Bizans döneminden kalan şeyler çok az olduğu için sergisinde pek yok. Daha çok Osmanlı dönemi eserleri. Sergilenen şeyler beni pek tatmin etmedi ama saray benim için mükemmel olduğundan onlar pek de ilgimi çekmemiş olabilir. Gerçi arkeoloji müzelerini gezerken de çanak çömlek kısmı beni pek çekmiyor, eğer işlemeleri mükemmel değilse tabii. Antik Yunan testilerinin üzerindeki resimlere bayılıyorum mesela.
Sergi ilgimi çekmediği için pek onları yazmayacağım ama sergide yer almasına şaşırdığım tek şey vardı, onun fotoğrafını ekleyeyim:
20. yy görünce "Neyy?" diye bir baktım boza şişesi. -2000 arkadaşlar müzelik eşya olmuş gerçekten. Müzelik eşya olmak firavunu bile geçmiş ahaha. Kırk yaşlarındaki hocam çocukluğundan bahsederken "MÖ zamanı" derdi. Haklıymış ahah.
Pencere fotoğraflarını çok severim. Sağ olsun sarayın penceresi de bana güzel bir şeyler sundu:
Müzenin içinde karanlık bir oda vardı. O odaya camlı bir yoldan geçiliyordu. Muhtemelen zindan olarak kullanılmıştır çünkü tam olarak Battal Gazi'de, Kara Murat'ta gördüğüm sahnelerdeki yukarıdan kazığa atılma yerleri gibiydi. Zaten orada ne pencere ne kapı vardı. Merdiven de sonradan yapılmaydı zaten. Ben heyecanlı heyecanlı "Allahım, mükemmel." derken arkadaşım buradan çıkalım diyordu ahah. Ben kaos severim. Zindanlarda okumuş adam olaraktan zaten çok normal bir tepki vermişimdir. (Toptaşı Cezaevi)
Belisarus abicim gel gör beni Bizans sarayında geziyorum. 😅
Bu kısım karanlık odaya geçen kısımdı. Karanlık odaya da şöyle bir şey koymuşlar. Ne mana anlamadım, ortama uymamış gibiydi ama çini yapımında saray kullanılmış diye bir şey demeyeyim:
Şu küpün etrafını dolanıp da merdivenlerden aşağıya inince zindana -en azından benim yorumuma göre zindana- iniyorsunuz:
Bu arada klostrofobim olmasına rağmen indim, tek kişilik yer vardı merdivenlerde. Ben daralmadıysam kimse daralmaz bence.
Buradan çıkıp üst katı da gezip geri inip seyir terasına çıktık. Binalardan dolayı manzara bozulmuş olsa da yine iyiydi bence. Hava açık olsaydı belki daha güzel olurdu ama ben bu şekilde de beğendim.
Şu fotoğraf da seyir terasına çıkan merdivenden. Batı'da binadan çıkık kısımlar tuvalet olarak kullanılıyormuş eskiden. Buradaki çıkıklık da öyle mi bilmiyorum ama ihtimal var tabii, neden olmasın.
Bahçeye bakan kısmı yukarıda verdiğim için buraya eklemiyorum yoksa bahçe de görünüyor tabii ki terastan.
Son olarak arkeolog amcanın bize verdiği bilgilerden birini vereyim. (Bu arada az önce yaptığım aramada kendisinin Arkeolog Necati Aksüt olduğunu öğrendim. Hatta youtubeda bir konferans var sarayı anlattığı, linkini de bırakmış olayım: Tekfur Sarayı - Necati Aksüt )
Saray, surların dibine, sınıra yapılmış. Bize, biraz düşünün sizce neden diye sordu. Her yeri gören konumdadır muhtemelen, o yüzdendir, diye düşündük tabii. Esas sebebi bu değilmiş. Kalelerden haber dumanla ya da kuşla çok hızlı yayılıyormuş. Düşman görüldüğü ilk anda haber hızla saraya ulaştığından kral ve ailesi hemen merkeze kaçabiliyormuş ve korunuyormuş. Merkezde bir isyan çıktığında da kral ve ailesi sınırda olduğu için hemen şehri terk edebiliyormuş. Her iki taraftan da önlem almışlar yani saray konumundan. Stratejik bir hareket. Maşallah bu Bizans'a😅
Bir de tekfur isminin anlamını vali olarak okumuştum. Tam olarak öyle değilmiş. Hatta Arapçadan mı acaba diye düşünüyordum, alakası yokmuş. Ermeniceden geliyormuş ve tam kelimesi takavor imiş. Bölgesinin beyi gibi bir anlam taşıyormuş kısaca. Derebeyi ya da köy ağası gibi ahaha.
Bu bilgileri verdiği için kendisine çokça teşekkürler. Saygılar.
fatih'teymiş, bilmiyordum bahar gelsin gidilebilir :) teşekkürler takavoru da öğrendik sayende :)
YanıtlaSilKonum belirtmemek deyince de ben😅 Edirnekapı tramvay durağından yürüyerek on dakikaydı. Ben öyle gitmiş bulundum. Öğrendiğimizi yayacağız🙂↕️ Ben teşekkür ederim.
SilO kadar yakın mıymış ya yazıklar olsun gitmeyişimize ahdlajskd
Silİnsan yanındakine geç kalır her zaman.
SilYapay zekaya çarpık kentleşme manzarasını kaldırtıp o zamanlarını çizdirdim, boğaza bakan bir ormanın içi çok olarak çoookkk güzel resmetti. Ya zamanında ne güzel manzaraymış. Arkeolog amcayla temas hoşuma gitti, link için teşekkürler, biz de izleyip gideriz artık.
YanıtlaSilÇok keyifli bir yazı olmuş <3<3
Gel beraber gidelim ben de rehberlik ederim hehe🧚♀️
SilDoğru. Sen götür beni, işime gelir ehehehe
Sil