SES DENEME BİR Kİ


Merhaba gençler ve de her zaman genç kalanlar!

Diyerek Cem Karaca hayranlığımı hemen gösteriyorum. Evet, büyük saygı ve sevgi duyuyorum kendisine.

İlk blog yazısı olacağından biraz kendimi anlatmam gerekir. Pek beceriksizim bu konularda, kendimi tanımıyorum. Ve bunu geçen haftalarda whatsapp profili seçmeye çalışırken fark ettim. (Durağan biri olmadığımdan maalesef hesabım da pek durağan olmuyor. Hep değişiklikler hep değişiklikler.. Ah bee.)

Nasıl mı fark ettim? En sevdiğim resmi koyacağım dedim de resim arayıp da bulamadığımda fark ettim. Hangi resimleri, ressamları seviyorum? Aaa, bilmiyorum. Aradım baktım. Ayvazovski 10. Sınıftayken araştırmam gereken ressam olduğundan bir onun ismi var aklımda. Işığın şahı. Fakat zaten yıllardır onun şu resmini sıklıkla kullanıyorum telefonumda:

 

Ve şu da asılı giriş kapısında:

 

Başka? Var ama isim yok? Aldım aradım. Sevdiğim bir resim daha, ismini ve ressamını buldum: Caspar David Friedrich, Bulutların Üzerinde Gezinti (Der Wanderer über dem Nebelmeer)

Sonra bir diğeri, resmin hepsi değil ama bir kısmı özellikle, eller… Adem’in Yaratılışı, Michelangelo.


İkarus'un Düşüşü falan filan işlemiştik Ekfrasis dersinde. En sevdiğim İkarus tabii. Bir de Magritte'in Kopyalanmamış'ı ve Yağan Adamlar'ı. Haha, ismi tabii ki bu değil, Golconde.

  

Tabii Van Gogh resimlerinde de sevdiğim var ama çok seviliyor diye popüler kültür kölesi hissi veriyor. Ah be…

Öyle böyle baktım kendimi tanımıyorum. Kendimle tanışmaya niyetlendim. Bir bakayım neymişim, kimmişim. Bugüne kadar hep başkalarını yazdım, biraz da kendimi kendime yazayım ahaha.

Evet başkaları, roman ve de hikâye karakterlerim. Oysa hepsine kendimi ekledim. Ya da onlar kendilerini bana ekledi. Olabilir. Henüz kendimle tanışmıyorum. Kitapçı’mı tanıdığım kadar tanımıyorum. (İmza karakterim)

Bir şeyler yazacağım, kendimi değil, kendimin düşüncelerini. Bir yerler, bir şeyler hakkında. Kendim, o yerler, o şeyler hakkında ne düşünüyormuşum. Belki o yerlerde, o şeylerde kendimi bulurum.

Sultan’ın Bilmediğini Bulmaya Çalışmasıdır.

Evet, çok sevgili Güray Süngü. Saygılar ve de sevgiler. Umarım beni de yazar bir ara.

Bu sırada ben de yazmış olayım kendimi.

Bu kadarlık olsun ilk yazı.

En azından buradaki ilk yazı.

Haa, unutmadan.

“Whatsapp hikâyelerin bir gün sonra kaybolmasın, blog aç yaz, orada kalsın.” diyen çok sevgili Tefrikablog Sevda’ya ve özellikle bunu belirten ve isteyen Sema Nur’a teşekkürler.

 


Yorumlar

  1. Hah işte, hele şükür geldin. Senin gibi yazan biri okuruna ulaşmalı ve yazdıkları kalıcı olmalı. Sevindim gelmene (✿◡‿◡)
    Ayvazovski'nşn denizde fırtınası korkunç bir anı anlatıyor olsa da renkleri ve deniz olması hasebiyle bana tedirgin de olsa bir huzur veriyor. Özellikle bu resmin turkuvazı enfes <3 Bakınca beni dinlendiren, yormayan güzel resimler seviyorum o yüzden batan güneşleri kızıl gökleri beni sarmıyor. Gene de İstanbul ve Boğaz tablosu göğün sarı-turuncu-mavi renkleriyle ama asıl, İstanbulu anlatan tezgahtaki en mavi renkli gök olması hasebiyle evimde, şu an karşımda asılı duruyor.
    aa adamın tam ismi Ivan Konstantinovich Aivazovsky imiş. Adam adında Konstantin'i taşıyormuş, tabii çizecek. Onu kendisine o mu ekledi, anasından babasından aldığını mı yaşadı bilemiyorum, sen söyle.
    Eskiden Munch'ın Çığlık tablosunu çok severdim, eğlenceliydi, sonra gözlerimi yormaya başladı. Yıldızlı Gece'yi de çok severim. Ama Van Gogh o kadar her yerde ki insanı bıktırıyor.
    Ah Monet çok severim. Gezinti'si var bende bir defter kılığında. Ortaçağ kadın modası, kırlara çıkmanın huzuru, aile sıcaklığı. Ah ne güzel ne güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür🌻 Pederinin adı ikinci ismi oluyor Rusya'da. Konstantin pederi olmalı. Fyodor'unki de Mihail olduğundan Mihaylovich. Nickname olmuyor maalesef ahaha.

      Sil
    2. John Christopher jack Depp gibi yani. Okkkie tenkyuuuuu.
      Nihayetinde adı bile İstanbul'muş adamın.

      Sil
  2. Hoş geldin, ne iyi yaptın. Yazılarını görürüz artık. :)) İlk resmi beğendim ben, daha net ve güzel görünüyor. Genelde Van Gogh severim ben, tam benlik. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederimmm. İnşallah bakalım neler yazarız yazmayız.💐

      Sil
  3. Blog camiasına hoş geldiniz. Niyeyse ikinci resim bana hitap etti. Bir kaçış, bir kayboluş var... Uzaklar var sonra... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Herkes kendini bulduğu şeye yöneliyor her varlıkta.

      Sil
  4. hoşgeldin aramıza :) çok keyifli bir ilk yazı olmuş :) şu magritte ve caspar en iyilerden :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş buldum, çok teşekkür ederim. Sevgiler, saygılar.

      Sil
  5. İlk yorumum ilk heyecan :)
    Öncelikle değerli yazılarını kalıcı olarak bizlerle paylaştığın için müteşekkir olduğumuzu söyleyerek ricalarımı sunarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürlerimi sunarım❤️🖤💚🤍

      Sil
  6. Hoş geldiniz.
    Bulutların üzerinde gezinti yapmak hoş olurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş buldumm, teşekkür ederim. Evet, şu an tam da o🙂‍↕️

      Sil

Yorum Gönder